Beyaz Adamin Yükü
Imparatorlugun Gölgesinde, Medeniyetin Bedeli
Emperyalizmin Savunusu
1907 yili Nobel Edebiyat Ödüllü Ingiliz yazar Rudyard Kipling, edebiyat tarihinin en görkemli ve bir o kadar da tartismali figürlerinden biridir. Hindistanda dogan ve kendini hayati boyunca bir Anglo-Hint olarak tanimlayan yazar, essiz kalemiyle hem caginin ruhunu hem de kimlik karmasalarini ustalikla yansitmistir. Kipling icin Britanya Imparatorlugu yalnizca cografi bir yayilma veya siyasi bir mefhum degil; herkesin fedakarlikla omuz vermesi gereken, iliklerine kadar hissedilen mücessem bir gercekliktir. O, kelimeleriyle bir yandan kitleleri coskuya sürükleyip adeta bir ulusal kurum haline gelirken, diger yandan dönemin en keskin elestirilerinin hedefi olmaktan kurtulamamistir.
Elinizdeki bu secki, yazarin imparatorluk ideasini, kültürlerin catismasini ve savasin yikici bedellerini merkeze aldigi en carpici siirlerini bir araya getiriyor. Yeni bir yüzyilin safaginda Amerikanin küresel bir
emperyal güc olarak sahneye cikisina zemin hazirlayan tarihi Beyaz Adamin Yükünden, yazarin kendi oglunu cephede kaybetmesinin ardindan kaleme aldigi sarsici Dogum siirine kadar her bir dize, tarihin tozlu sayfalarindan firlayip günümüz dünyasini sekillendiren ideolojilere isik tutuyor. Beyaz Adamin Yükü, yalnizca bir siir kitabi degil; yerkürenin sinirlarini yeniden cizen bir devrin kibrini, hüznünü ve vicdan muhasebesini anlamak icin asilmasi gereken bir esik.