Ve bir gün...
Sonbaharin son günü...
Günlerden 23 Martin iz düsümünde bir Ekim günü, yil 2024. Ögle namazi sonrasi bulusmuslardi; yine ayni parkta, ayni bank üzerindeydiler. Ve teklif ve davet bu sefer Nasir'den geldi 'Isterseniz buyurun bize gidelim, su ayazda bir ilik serbet içelim!...'
Mehmet bey hiç düsünmeden 'Olur, güzel olur!' dedi. Zaten Nasir'in evini, esini ve yasayisini hep merak ediyordu. Hedefinde de, bir gün Nasir ve ailesini kendi hanelerine davet etmek vardi.
Ve kalktilar,
Birlikte yürüdüler..
Yürüdüler, yürüdüler...
Atilan her adim, gurbetten kurbete idi.
Gurbetten gelmisim yorgunum hanci, suraya bir yatak ser yavas yavas. Sana her seyimi anlatacagim, otur bas ucuma sor yavas yavas...
Atilan her adim, filmin son karesiydi ve zaman ve mekanin disinda cereyan ediyordu.
Siyah-beyaz bir ask hikayesi son buluyordu atilan her adimda.
Icaz, çoktan hecelenmis ve o mahur bestenin ahir hecesi de söylenmisti.
Son hece ahiret semasina yol aldiginda, saganak saganak yagan ise tek bir seydi: sükut..
Öyle bir sükut ki, çiglik çigliga..
Öyle bir sükut ki, içte ve dista firtinalar koparan..
Öyle bir sükut ki, vakarli bir tören geçisiyle omuzlarda tasinan...
Atilan her adim gurbetten kurbete idi.
Atilan her adimda Mehmet beyin akil etmedigi tek sey ise, dönüp geriye bakmakti.
Dönüp geriye bir baksa, bedeninin hala o bankin üzerinde oldugunu görecekti; gözleri yerdeydi, sessizdi ve kimsesizdi!..
Yeni esi, yeni yarani, yeni dostu, yeni can dostuyla yeni evlerine dogru yürüyorlardi..
Az kalmisti!